KIRMIZI



"İçimdeki açlığı sözcüklerle bastırıcam sanırım. Şu doğru erkek doğru kadın olayı. Yaşayamasam da yaşatabilirim içimdeki boş aşkı"" dedi ve aldı kalemini eline yazar.  

Bütün hıncını dökmek istiyordu satırlara şimdi. Onlarla savaşmak istiyordu. Yorgundu bedeni, yorgundu ruhu ama kızgınlığından fazla değildi bu yorgunluk. Bu açlık ayakta tutabilirdi onu ve savaşabilirdi daha. Nedenlere gelince; saçma kalırlardı hissettiklerinin yanında. Sevilmek falan da değildi istediği. Hiç istememişti ki zaten böyle bir şeyi. Bir çok şey istemişti ama sevilmek bunların arasında yoktu. Bir kedi değildi ki O. İstediği şey kırmızıydı onun. Zaman zaman bulmuştu da.. Sanmıştı da pembeyle kırmızıyı karıştırıp. Bazen de siyahımsı bordolar olmuştu kırmızıya benzetip içeri aldığı, söküp çıkarırken içinden kanatanlar. Kanaması durmadan yola devam etmiş  vazgeçmemişti . Yaşamıştı umarak. Kötülüklerin en kötüsü umudu hiç terk etmemişti onu. Terk ederse ruhunun da eşlik etmesi şarttı çünkü
. Bir çoğunun komik, hatta aşağılayıcı bulduğu aşk için yaşamıştı o. Sanıldığının aksine onu bu kadar istediği halde aramamıştı da hiç. Deneme sürümlerine hiç girişmemişti... Sadece bir kere tatmış ve damağında kalmıştı. Bundan aldığı zevki hiç bir zaman unutamamıştı. İlk gün aşkını hiç unutamamıştı . Aramamıştı başkalarında ama onlarda olmayışını da sindirememişti içine. Kızgınlığını da, acısını da artırmışlardı sadece. Tamam bu kırmızı çok cazip olsa da, kolay bulunan bir şey değildi işte, ama onun içi kıpkırmızıydı ve rengini bozanlara düşman kesilmişti şimdi. Kırmızıyı basitleştirenlere de, yarım bırakanlara da aşağılayıcı gözle bakıyordu artık. Bu asil güzelliğe başka renkler katanlara, bir çöp gibi ağızlarına dolayanlara, görmeden bilmeden bahsedenlere sürekli.. İçmişçesine onu, katmışçasına damarlarına sanki...

Nefret ediyordu hepsinden. Ona göre, onlar şimdi hemen susmalıydı. 

Bir çok renk varken hayatta, kız bu renge aşıktı işte. Deli gibi istiyordu onu. Onun olmalıydı, tekrar hissetmeliydi kanında, içmeliydi tekrar, parçalayabilirdi tutkusuyla, öldürebilirdi belki bu aşırılıkla. Ama kırmızı ölmezdi ki. Kendisi de aşırıydı çünkü. Rengine renk, güzelliğine güzellik katardı kız onun. Kırmızı, kıpkırmızı olurdu. Ve bunu görenler bir daha cesaret edemezlerdi bu güzel renkle oynaşmaya. Ve öğrenirlerdi gerçeği. Korkarlardı azametinden, gözleri kamaşırdı parlaklığından. Ateşe dokunmak nasıl olur öğrenirlerdi işte. Kana bulanırdı suni teneffüslerde dudakları, ve bir daha adını bile ağızlarına almazlardı, kırmızıyı yaşayan kızı görselerdi. ve dayanamayıp kırmızıda patlardı sonunda;
Bütün yaşayan ölüler, uzak durun benden. Yıllarca adımı ağızlarınızda kirlettiniz, yarım yamalak dokunuşlarınız ve beceriksiz ellerinizle alçalttınız beni. Siz ben olamazsınız, ben siz hiç olamam. Şimdi kusun içinizdeki saçma sapan aşkları ve uzaklaşın buradan. defolun gidin kendi soluk dünyalarınıza ve beni rahat bırakın.
Ve sonra kıza baktı kırmızı ve üzüldü, bir tek onun için. Keşke sahip olabilseydi bu güzelliğe, yaşayabilseydi rengini onunla ama bu imkansızdı. Kendi kendine sahip olamazdı ki kırmızı...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bahar Sendromu

ÇOK ŞEY BİLEN ADAM J