UNUTAMA BENİ
(Based on a true story)
Herkesin klasik sorunudur; birilerini unutmak, hayatından çıkartmak, silmek, öldürmek yaşayan bir insanı. Yapmayın bunları. Kimseyi silmeye, çıkartmaya çalışmayın hayatınızdan. İyi de olsa kötü de olsa yaşadıklarınız ya da yaşayamadıklarınızla onlar sizin hayatınız bir parçası. Gitmiş olsun ya da kalmış, onlar hala sizin hayatınız da ve asla bu gerçeği değiştiremeyeceksiniz. Bunu anladığınız gün daha da kolaylaşacak yaşamınız. Kabullenme, sorunu çözmenin en güzel başlangıçlarından biridir, ama kafanızdayken yokmuş numarası yaparsınız her gün farkında olmadan bilinçaltınıza atarsınız o insanı ve sonuçları daha da kötüleşir. Onu yaşadığınız zamana indirger ve birlikte yaşarsanız göreceksiniz ki, zaman içinde kendinizi unuttuğunuz gibi, onu da sisli bulutların arkasında bırakacaksınız. Çok acı çekiyor ve ben onsuz yaşayamam diyorsanız eğer, ölümü düşünün. Tamam abarttım ama acı acıdır. zamanla onu unutacağınızı bilin. Zaman size annenizin ölümünü bile unutturuyor. Hayatınızın başından beri birlikte olduğunuz en kıymetli parçanızı. Bu böyleyken şimdi tekrar düşünün. Onu nasıl unutamayacaksınız ki?
Unutmaya çalışmak hatırlamaya yardımcı olmaktır. Unutmaya çalışmayın zaten bir gün unuttuğunuzu hatırlamayacaksınız. Peki ama kaç yıl sürecek bu?
Gerçekten seviyorsanız size üç yıl veriyorum, değilse bir yıl bile sürmez inanın.
Nasıl geçecek peki bu üç yıl?
Tabii ki en zoru birinci yıldır. Gözlerinizi kapattığınız her an (bu ister yatağa uzandığınızda, isterse insan içinde; iş yada okul ortamında fark etmez) Freddy gibi gelir ve sizi katletmeye devam eder en güzel anılarınızla. En alakasız şeylerde hatırlarsınız, tanıştığınız insanlarla kıyaslarsınız ve o hep farklıdır herkesten.
İkinci yıl sadece yatağa uzandığınız ve siz düşündüğünüz sürece aklınıza gelecektir. En alakasız şeylerde aklınıza gelmez ama alakalılarda hiç aklınızdan çıkmaz. Artık acıyı kabullenmiş mutsuz bir insan olduğunuzu düşünürsünüz. Unutmaya çalışmalarınız başlar, çalıştıkça battığınız görür bırakırsınız.
Üçüncü yıl kapıyı çalar, o artık bir alışkanlık halini almıştır. Çevrenizde ki herkes büyük ihtimal adını bir kere duymuştur. Ondan bahsetmek size yemek içmek kadar doğal gelir. Anıları sevgiyle hatırlar, artık eskisi kadar acıtmadığını hatta hiç acıtmadığını fark edersiniz. O imkansızınız olduğu için güzeldir ve siz onu bu üç sene de zaten bir dünya markası haline getirmişsinizdir, ama gerçek şu ki; siz bütün bunları fark etiğiniz an, adının sadece bir ağız alışkanlığından ibaret olduğunu görürsünüz ve o aslında hiç o kadar da muhteşem değildir. Belki marka bile değildir. Şunu dediğiniz zaman bilin ki o artık hayatınızdadır ve aynı zamanda bitmiştir ; "iyiydi be ne çok sevmişim."
Unutamayacağınız tek şey kokusu olacaktır.
dipnot: deneysel.